BAĞIŞ YAP

TRANSHÜMANİZMLE İNSAN ÖMRÜ UZAYABİLİR Mİ? | Yeni İnsan ve Yeni Hayat Projesi - Doç. Dr. Ahmet Dağ

1 Ocak 2022 Cumartesi Mavera Eğitim ve Sağlık Vakfı

AHMET DAĞ 7 aralık

Ortada bir geçeklik var, inkar edemeyiz. Yani virüsün var olduğu ve hasta ettiği, biyolojik bakımdan zayıf olanları öldürdüğü bir durum söz konusu. İnsanlığın ilk defa bir virüs veya salgınla karşılaşmasına tanık olmuyoruz. Daha önceleri de insanlar, insanlık tarihinde böylesi bir virüs veya salgından daha etkili bir salgınla karşı karşıya kaldılar. Fakat hiçbir zaman bu virüslerin laboratuvarda oluşturulduğu söylemi bu kadar güçlü bir biçimde dile getirilmemişti. Çünkü insanlığın teknolojiden emin olmadığı bir sürece doğru evrildik. Böylesi bir evrilmenin veya düşünüşün en büyük nedeni; internetin, sanal medyanın ve sosyal medyanın çok etkin ve manipülatif bir hâl almasıdır. “Fiziksel mesafe” yerine “sosyal mesafe” kavramının sofistik biçimde kullanıldığını düşünüyorum. Çünkü insanın insandan uzaklaştırıldığı bir sürecin bilinçli olarak doğurulduğu kanaatindeyim. En yoğun sermaye ve enformasyon artırımı, insanların birbiriyle beraberken olduğunda değil sanal ortamlarda olduğu süreçte gerçekleşiyor. Çünkü insanların birbiriyle yüz yüze bir araya gelememesi online alış-verişleri ve manipüle edilme düzeylerini artırırken, her tıklamanın da kâra dönüştürüldüğü bir sürece dönüşmektedir. Nitekim küresel şirketler, bu süreçte sermayelerini 2-3 kat artırırken küçük ölçekli sermayeler ekonomik olarak düşüş yaşadılar. Sadece küçük ölçekli işletmeler değil bireyler de insanî bakımdan yoksullaştılar.

 

Küresel büyük şirketlerin sermaye olarak zenginleşmesine karşın insanların sanal üzerinden ayrışması ve parçalanması insanın daha çok tüketime sevk edilmesini doğuruyor. (Sağlık çalışanları kastederek söylemiyorum) insanı sağlığı üzerinden tehdit ve tahdit eden bir “tıp diktatörlüğünün” oluştuğunu kimse görmezden gelemez. Aşı vurulmak istemeyenlere yönelik tıp bilim insanları, siyasiler ve yazarlar tarafından teklif edilen öneri veya dayatmaları inceleyin, ne demek istediğimi anlayacaksınız. Bu teklifleri ve dayatmaları bir felsefeci olarak hayretle ve ibretle izliyorum. Ve bu dayatmalarında da çok haklı olduklarının mantıki temellerini kendilerince bulmuşlar ve doğal hakları olduğuna inanıyorlar.

 

Oysa sanal dünyada aşı karşıtlarının da aşı taraftarlarının da kullanmış oldukları argümanların sıhhat derecesi ne birbirlerini ne de beni ikna edecek durumda değil. Bunun en büyük nedeni, hakikatin veya gerçeğin sanal tarafından ele geçirilmesidir. Bu iki karşıt taraf arasında tarafsız kalmayı tercih eden bir felsefeci olarak söylüyorum. Sınırların kapatılması, devletlerin kısıtlamalarla insanların özgürlük alanını daraltmaları durumlarının ortada olduğu süreçte demokrasinin ciddi olarak tartışılması gerektiğini, “demokratik devlet yönetimi” ifadesinin gerçekliğini yitirmesi ile karşı karşıya olduğumuzu düşünüyorum.